"Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." — Hz. Muhammed (s.a.v.)
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ
"Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzeresin."
Kalem Suresi, 4. Ayet
"El-Emin" (güvenilir) lakabıyla anılırdı. Peygamberliğinden önce bile Mekkeliler tüm değerli eşyalarını ona emanet ederdi. Hiçbir zaman yalan söylemedi, sözünden dönmedi.
Tüm mahlukâta karşı derin bir şefkat taşırdı. Çocuklara, yaşlılara, hastalara ve hayvanlara olan sevgisi son derece belirgin ve dokunucu bir biçimde kendini gösterirdi.
İnsanların en büyüğü olmasına rağmen en mütevazı hayatı yaşardı. Sahabilerle birlikte hendek kazardı, kendi ayakkabısını tamir eder, elbisesini dikerdi.
"Kızım Fatıma dahi olsa çalar, elini keserim" buyurmuştur. Herkese eşit davranır, hiçbir kimseye ayrıcalık tanımazdı. Adalet onun temel ilkesiydi.
Taif'te taşlandı, sahabileri öldürüldü, kendisi açlık çekti; ancak hiçbir zaman şikâyet etmedi. Zorluklar karşısında derin bir sabır ve tevekkül sergiledi.
Kendisinden bir şey istendiğinde hiçbir zaman "hayır" demezdi. Rivayete göre Uhud Dağı kadar altın verilse hepsini dağıtırdı, sabahı borçlu geçirmekten rahatsız olurdu.
Öfkesini kontrol eder, sert sözden kaçınırdı. Kendisine kötü davrananlara bile güzel muamele eder, onların hidayete ermesini dilerdi.
Hz. Hatice'nin vefatından yıllar sonra bile onu büyük bir minnet ve vefayla anar, arkadaşlarını ziyaret eder ve onlara hediyeler gönderirdi.
Lider olmasına rağmen sahabilerle aynı sofrada yer, onlarla omuz omuza çalışır, kimseyi küçük görmez ve herkesin fikrini alırdı.
Orta boylu, ne çok uzun ne de kısa; dengeli bir vücudu vardı.
Saçları ne düz ne de kıvırcık; hafifçe dalgalı, omuzlarına kadar uzanırdı.
Yüzü dolgun ve nurlu; gözleri iri ve siyah, bakışları son derece huzur vericiydi.
Dişleri inci gibi beyaz ve aralıklıydı. Güldüğünde dişleri görünürdü.
Teri gül suyu gibi güzel kokardı. Sahabileri bu kokuyu hiçbir şeyle tarif edemezdi.
Yürüyüşü kararlı ve vakur; sanki yüksek bir yerden inermiş gibi adım atardı.
Sabah namazını kılar, Kur'an okur ve güneş doğana kadar zikirle meşgul olurdu.
Kendi elbisesini diker, ayakkabısını tamir eder, ev işlerine yardım ederdi.
Misafirlere bizzat hizmet eder, sofrasında her daim misafir ağırlardı.
Çocukları çok severdi; torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile oyun oynardı.
Yemeklerini üç parmakla yer, asla israf etmez ve başkasını da isretten men ederdi.
Gülümseyerek karşılardı insanları; "Kardeşinin yüzüne gülmen sadakadır" buyururdu.
"Onun ahlakı Kur'an'dı." Peygamberimizin ahlakını en iyi anlatan sözlerden biri budur. Aişe validemiz, onu en çok gözlemleyenlerden biridir.
"Allah'ın elçisi ne çok uzun ne de çok kısaydı. Yüzü sanki bir aynayı andırırdı; kim ona baksa kendini temiz ve değerli hissederdi."
"On yıl boyunca hizmetinde bulundum. Hiç kötü bir söz söylemedi, hiç bağırmadı. Yaptığım şeyler için 'neden böyle yaptın' demedi."
"Hz. Peygamber bir toplantıya girdiğinde orada bulunanların en güzel ve en mütevazı olanıydı; asla ön sıraya geçmeye çalışmazdı."